Akıcılık Bozukluğu Nedir?
Akıcılık, konuşmanın rahat, kesintisiz, doğal bir hız ve ritimle gerçekleşmesini ifade eder.
Akıcılık bozukluklarında konuşmanın doğal akışı çeşitli şekillerde kesintiye uğrayabilir. Konuşma sırasında ses, hece veya kelime tekrarları, ses uzatmaları, bloklar, olağandışı hızlı konuşma veya konuşma hızını ve ritmini düzenlemekte güçlük görülebilir.
Akıcılık bozuklukları çocukluk döneminde başlayabileceği gibi ergenlik ve yetişkinlik döneminde de görülebilir. Her bireyde belirtilerin şekli ve şiddeti farklı olabilir.
Akıcılık Bozuklukları Nelerdir?
Akıcılık bozuklukları farklı özellikler gösterebilir. En sık karşılaşılan tablolar arasında kekemelik ve hızlı-bozuk konuşma yer alır.
Kekemelik
Kekemelik, konuşma akışının istemsiz olarak kesintiye uğramasıyla karakterize bir akıcılık bozukluğudur.
Konuşma sırasında:
- Ses tekrarları: “b-b-b-ben”
- Hece tekrarları: “ba-ba-bana”
- Kelime tekrarları: “ben ben ben istiyorum”
- Ses uzatmaları: “mmmmasa”
- Bloklar veya konuşmaya başlamakta zorlanma
- Konuşma sırasında gerginlik veya zorlanma
görülebilir.
Kekemelik yalnızca konuşmada duyulan tekrar ve uzatmalardan oluşmaz. Bazı bireylerde konuşma sırasında göz kırpma, yüz veya baş hareketleri, nefes düzeninde değişiklikler, kelimeden kaçınma veya konuşma durumlarından kaçınma gibi ikincil davranışlar da görülebilir.
Kekemelik kişiden kişiye değişebilir ve aynı kişinin konuşması da farklı zamanlarda farklı düzeylerde akıcı olabilir.
Hızlı-Bozuk Konuşma
Hızlı-bozuk konuşmada konuşma hızının veya ritminin kişinin iletişim gereksinimlerine göre uygun şekilde düzenlenememesi ve bunun konuşmanın anlaşılabilirliğini veya akıcılığını etkilemesi söz konusu olabilir. Şu özellikler görülebilir:
- Konuşma hızının belirgin şekilde hızlı olması,
- Kelimelerin veya hecelerin birbirine girmesi,
- Bazı ses veya hecelerin düşürülmesi,
- Konuşmanın anlaşılmasının zorlaşması,
- Konuşma hızını duruma göre ayarlamakta güçlük,
- Düşünceleri organize ederek anlatmakta zorlanma,
- Konuşurken sık sık konu değiştirme veya anlatımın dağılması.
Hızlı-bozuk konuşma her hızlı konuşan kişide bulunmaz. Değerlendirmede yalnızca konuşma hızına değil, konuşmanın ritmine, anlaşılırlığına, dilsel organizasyona ve iletişim üzerindeki etkisine de bakılır.
Akıcılık Bozukluğunun Belirtileri Nelerdir?
Çocuk veya yetişkinde aşağıdaki özelliklerden biri ya da birkaçı görülebilir:
- Ses, hece veya kelime tekrarları,
- Sesleri uzatma,
- Konuşma sırasında bloklar yaşama,
- Konuşmaya başlamakta zorlanma,
- Konuşurken belirgin gerginlik veya zorlanma,
- Konuşmayı tamamlamak için ek ses veya kelimeler kullanma,
- Konuşma hızının iletişimi olumsuz etkileyecek şekilde artması,
- Kelimelerin veya hecelerin anlaşılmayacak şekilde birbirine girmesi,
- Konuşma sırasında nefes düzeninin değişmesi,
- Bazı kelimelerden veya konuşma durumlarından kaçınma,
- Konuşmaktan çekinme veya iletişim ortamlarından uzaklaşma.
Özellikle çocuklarda akıcısızlıkların sıklığı kadar çocuğun bunlara verdiği tepki ve iletişim üzerindeki etkisi de önemlidir.
Akıcılık Bozukluğu Neden Olur?
Akıcılık bozukluklarının tek bir nedeni yoktur. Özellikle kekemeliğin ortaya çıkmasında genetik, nörogelişimsel ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir.
Genetik ve ailesel faktörler
Kekemeliğin ailelerde görülmesi, genetik faktörlerin rol oynayabileceğini göstermektedir. Kekemeliği olan bir çocuğun ailesinde benzer öykünün bulunması sık karşılaşılan bir durumdur.
Ancak ailede kekemelik bulunması, çocuğun mutlaka kekeleyeceği anlamına gelmez.
Nörogelişimsel faktörler
Konuşma üretimi ve dil işleme süreçlerinde rol oynayan sistemlerin gelişimi ve çalışma biçimindeki bireysel farklılıklar akıcılık üzerinde etkili olabilir.
Dil ve konuşma gelişimi
Özellikle erken çocukluk döneminde dil becerilerinin hızlı geliştiği dönemlerde bazı çocuklarda geçici akıcısızlıklar görülebilir.
Çocuğun anlatmak istediği şey ile bunu sözel olarak ifade etme hızı arasındaki farklılıklar da konuşma akışını etkileyebilir.
Çevresel ve iletişimsel faktörler
Çevresel koşullar kekemeliğin temel nedeni olarak kabul edilmez. Ancak iletişim ortamı, konuşma sırası, zaman baskısı veya kişinin konuşmasına yönelik tepkiler akıcılığı ve kişinin konuşma deneyimini etkileyebilir.
Bu nedenle çocuğa:
“Yavaş konuş.”
“Tekrar söyle.”
“Heyecanlanma.”
“Derin nefes al.”
gibi sürekli müdahalelerde bulunmak yerine, rahat bir iletişim ortamı oluşturmak önemlidir.
Akıcılık Bozukluğu Ne Zaman Değerlendirilmelidir?
Çocuğun;
- Konuşma sırasında sık ve belirgin tekrarları varsa,
- Sesleri uzatıyor veya bloklar yaşıyorsa,
- Konuşurken belirgin şekilde zorlanıyor veya geriliyorsa,
- Konuşma sırasında ikincil davranışlar görülüyorsa,
- Konuşmaktan veya belirli kelimeleri söylemekten kaçınıyorsa,
- “Ben konuşamıyorum.” gibi ifadeler kullanıyorsa,
- Kekemelik giderek artıyorsa,
- Konuşma akıcılığı günlük iletişimini etkiliyorsa,
bir dil ve konuşma terapisti tarafından değerlendirilmesi uygun olacaktır.
Özellikle çocuğun kekemeliği konusunda kaygı yaşadığı durumlarda yalnızca “geçer mi?” diye beklemek yerine değerlendirme yapılması aileye de yol gösterir.
Değerlendirme Nasıl Yapılır?
Akıcılık değerlendirmesinde yalnızca çocuğun kaç kez takıldığına bakılmaz.
Değerlendirme sırasında:
- Akıcısızlıkların türü ve sıklığı,
- Tekrar, uzatma ve blokların özellikleri,
- Konuşma hızı,
- Konuşma ritmi,
- Akıcısızlıkların farklı iletişim ortamlarında değişip değişmediği,
- Çocuğun akıcısızlıklara verdiği tepkiler,
- İkincil davranışlar,
- Konuşma ve iletişimden kaçınma davranışları,
- Dil ve konuşma becerileri,
- Akıcılığın günlük yaşam ve sosyal iletişim üzerindeki etkisi
bir bütün olarak değerlendirilir.
Çocuklarda ayrıca ebeveynlerden alınan bilgiler ve farklı ortamlardaki konuşma örnekleri değerlendirme açısından önemlidir.
Terapi Sürecinde Neler Yapılır?
Terapi yaklaşımı kişinin yaşına, gelişim özelliklerine, akıcılık profilinə ve iletişim ihtiyaçlarına göre belirlenir.
Çocuklarda terapi sürecinde çocuğun iletişim becerilerini desteklemenin yanı sıra aileye de günlük iletişim ortamını nasıl düzenleyebileceği konusunda rehberlik edilir.
Ergen ve yetişkinlerde ise kişinin konuşma deneyimleri, iletişim durumları, kaçınmaları ve konuşmaya yönelik düşünce ve duyguları da terapi sürecinin önemli bir parçası olabilir.
Amaç her zaman yalnızca “hiç takılmadan konuşmak” değildir. Terapi sürecinin hedefleri kişinin daha rahat iletişim kurabilmesi, konuşma becerilerini geliştirmesi ve iletişim sırasında kendisini daha özgür ifade edebilmesi doğrultusunda bireyselleştirilir.
Ne Zaman Dil ve Konuşma Terapistine Başvurulmalı?
Akıcısızlıkların çocuğun veya yetişkinin iletişimini etkilediği, kişinin konuşmaktan kaçındığı ya da konuşma sırasında belirgin zorlanma yaşadığı durumlarda değerlendirme yapılabilir.
Erken dönemde görülen her akıcısızlık kekemelik anlamına gelmez. Ancak akıcısızlığın türü, sıklığı, süresi, çocuğun buna verdiği tepki ve zaman içerisindeki seyri birlikte değerlendirilmelidir.
Dil ve konuşma terapisti, değerlendirme sonucunda kişinin ihtiyaçlarını belirleyerek uygun terapi yaklaşımını planlar.